Partilerde Oy Ağalığı Ortadan Kalkmalı

Partilerde Oy Ağalığı Ortadan Kalkmalı

Türk siyasetçisi, toplumun küçük ama elite yaklaşmış daha doğrusu bir sınıf atlamış gibi görünen tabakasını oluşturuyor.

Genlerimizde ki aşiret ve ağalık damarı uzun bir dönemdir siyasetin yönünü tayin etmiştir. Tüm partilerde oy ağalığı çağdaş bir suret altında kendine yer bulmuştur.

Kim daha fazla insanı partiye kaydedip onlara hükmederse o , başa oynuyor ve parti liderini kendine mahkum ediyor.

Böyle bir yapılanma ve bu ilişkiden doğal olarak akademik kariyeri olan , programı ve topluma ışık tutacak insanlara kapılar kapatılıyor…

Öncelikle sıradan bir üyelik şartı koşuluyor , sonra ‘ kaç adamın var ‘ diye soruluyor . Hayatımın büyük bir bölümünü ya üniversitede ya da iş hayatında geçiren insanlar böylelikle siyasetin dışına itiliyor , hiç bir şey yapmayan , üye olma dışında ne partisine ne de topluma bir şey vermeyenler otomatik olarak bir adım öne çıkıp toplumu yönetmeyi , siyasetin önemli adamı olmayı talep ediyor ve birçok defa da bunu başarıyor .

Böylece hafif okuryazar olanlar yönetici olurken, hayatını eğitime, bilime, projeye adayanlar ise yönetilen, itilen ve emir alan konumuna düşüyor .

Bu tablodan da; kendi çevresine rant sağlamak için çalışan milletvekilleri , belediye başkanları , bakanlar , müdürler vs. yüzlerce etkili ve yetkili (!) çıkıyor ortaya ve halkın siyasete bakışını, siyasetçiye olan güveni de bir anda sıfıra iniyor .

Tüm siyasetçilere ve politikacılara potansiyel suçlamalar getiriliyor. Halk nezdinde siyaset ve siyasetçi yıpranmış, bürokratlar ise biraz daha güçlenmiş oluyor.

Türkiye’nin siyasetinde bu yaranın bir an önce sarılması, kangren olmuş bölümlerine neşter vurulması gerekiyor. Aksi takdirde, ortaya çıkan bu sonuçlardan hem ülkemiz, hem demokrasi hem de bu ülkenin yarınları çok fazla yara alacaktır.

NASIL BİR SİYASET NASIL BİR SİSTEM

Türkiye’nin kurtuluşu yeni yeni partilerin kurularak , oyların giderek daha da bölünmesinde değildir.

Parlamentoda en çok 3 , bilemediniz 4 parti olmalıdır . Halk artık sisteme ciddi alternatif aramalıdır. Demokrasi içinde bu da ancak yeni simaların siyasete girmesi ile mümkündür . Manevi değerlere saldıranlar bundan önceki seçimlerde de olduğu gibi sandığa gömülmeye mahkumdurlar.

Türkiye’de bugün maalesef sistem artık çökme noktasına gelmiştir. Sadece TL değil, TL ile birlikte toplumun tüm ahlaki dayanakları nerede duracağı bilinmeyen meçhul bir dalgalanmaya bırakılmıştır.

Siyaseti vesayet düzenine dönüştüren ve şahsiyetsizleştiren yasaların bir an evvel değiştirilmesi gerekmektedir.

Cumhuriyet’in 80. yıl dönümü gelirken vatan işgal altında değil ama beyinler işgal altındadır.

Milli bağımsızlığımız, milli onurumuz, kazanılmış egemenliğimiz zedelenmiştir.

Yeni bir Kuvay-ı Milliye hareketi gerekmektedir. Yönetim ve siyasette kalite mutlaka arttırılmalıdır.

ÖMER FARUK BAŞARAN – GÜNCEL ANALİZ BAŞYAZARI


Haberi Paylaş: https://guncelanaliz.com/?p=655

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Başyazar, Genel, Siyaset