İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, günlük yaşamda ve iş hayatında bireyler arasında yaşanan anlaşmazlıkların büyük bir bölümünün aslında yanlış iletişim alışkanlıklarından kaynaklandığını belirterek, insanların çoğu zaman haklı çıkma isteğiyle hareket ettiğini, bu durumun ise karşı tarafı dinleme ve anlamaya yönelik süreci zayıflattığını, sonuç olarak da tartışmaların çözüm üretmek yerine daha fazla gerilim ve kopukluk yaratan bir noktaya taşındığını ifade etti.
Selçuk Yavuz, özellikle tartışma anlarında bireylerin en sık düştüğü hatalardan birinin ses tonunu kontrol edememek olduğunu dile getirerek, birçok kişinin kendini daha güçlü ifade ettiğini düşünerek sesini yükseltmeyi tercih ettiğini ancak bu yaklaşımın iletişimi güçlendirmek yerine tam aksine karşı tarafı savunmaya ittiğini, düşüncelerin arka planda kalmasına neden olduğunu ve böylece asıl meselenin çözümünden uzaklaşıldığını vurguladı.
İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, anlaşmazlık anlarında sakinliğini koruyabilen bireylerin karşı taraf üzerinde daha güven verici, daha dengeli ve daha ikna edici bir etki oluşturduğunu, bunun da iletişim sürecinin daha sağlıklı ilerlemesini sağladığını belirterek, insanların yüksek ses karşısında değil, net, tutarlı ve anlaşılır bir şekilde ifade edilen düşünceler karşısında ikna olduklarını, bu nedenle öfkenin değil mantıklı anlatımın iletişimde belirleyici olduğunu söyledi.
Selçuk Yavuz, değerlendirmesinde “Bir tartışma sırasında kişiler çoğu zaman haklı olduklarını kanıtlamak için seslerini yükseltme eğilimi gösteriyor ancak haklılık bağırarak değil, düşüncelerin sakin, net ve karşı tarafın anlayabileceği bir düzen içinde aktarılmasıyla ortaya çıkar çünkü insanlar duygusal gürültüden ziyade mantıklı ve sistemli ifadeleri daha kolay kabul eder ve içselleştirir” sözlerine yer verdi.
İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, tartışmalarda en kritik unsurlardan birinin argümanların gücü olduğunu, ses tonunun kısa süreli bir etki yaratabileceğini ancak kalıcı ikna sürecinin ancak düşünce yapısının sağlamlığı ve doğru ifade edilmesiyle mümkün olabileceğini belirterek, bireylerin duygusal yoğunluk yerine analitik ve sakin bir yaklaşım benimsemesinin hem iş hayatında hem de sosyal ilişkilerde çok daha sağlıklı sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Empati kavramının anlaşmazlıkların çözümünde merkezi bir rol oynadığını da vurgulayan Selçuk Yavuz, karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmanın iletişimdeki sertliği azalttığını, kişileri daha yapıcı bir zemine taşıdığını ve tartışmayı bir çatışma alanı olmaktan çıkararak ortak bir çözüm arayışına dönüştürdüğünü ifade ederek, bu yaklaşımın hem ilişkileri güçlendirdiğini hem de yanlış anlaşılmaları önemli ölçüde azalttığını söyledi.
Selçuk Yavuz son olarak, sabırlı olmanın, doğru zamanda konuşmanın ve özellikle karşı tarafı gerçekten dinleyebilmenin iletişimin en önemli yapı taşları olduğunu belirterek, birçok anlaşmazlığın aslında eksik dinleme, yanlış anlama ve aceleci tepkilerden kaynaklandığını, bu nedenle bireylerin önce anlamaya odaklanması gerektiğini, ardından düşüncelerini sakin ve kontrollü bir şekilde ifade etmelerinin daha sağlıklı ve kalıcı çözümler ürettiğini ifade etti.
instagram: selcukyavuzcom
facebook: selcuk.yavuz.104

