Cuma İçten: Ülkemize, milletimize, her türlü engellemelere rağmen hizmet etmeye devam etmeliyiz

Cuma İçten: Ülkemize, milletimize, her türlü engellemelere rağmen hizmet etmeye devam etmeliyiz

24.Dönem Diyarbakır Milletvekili, Eski Başbakan Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı ve Gelecek Partisi’nin kurucularından, NAME HABER köşe yazarı, siyasetin önemli isimlerinden Cuma İçten ile gündemlere dair bir söyleşi gerçekleştirdik.

İşte söyleşimizin tamamı:

2023 Seçimleri öncesi ülkenin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Cuma İçten: Fikri bir mücadele içersindeyim;

Ülkemiz çok sıkıntılı bir süreçten geçiyor ve geçmeye devam edecek, seçime az bir zaman kalan bu süreçte önümüzde daha sıkıntılı süreçler olacağını görmekteyim. Her seçim öncesi maalesef ülkemde hep aynı senaryolar oldu ve olacaktır. Herkes kendini ifade etmek ile yükümlüdür şu an muhalif bir saftayım ve sosyal medya dışında kendimi ve siyasi fikirlerimi anlatacağım başka bir mecra yoktur. 16 yaşından beri inandığı değerlerin peşinden giden, fikir üreten ve fikirlerinin iktidar olması için mücadele eden, yazan, çizen, konuşan toplumun tüm katmanlarına dokunan, aynı zamanda rızkını elde etmek için uzun yıllar iş dünyasında mücadele eden, onlarca sivil toplum kuruluşlarında yer alan bir kardeşiniz oldum.

Gerek yaşadığım büyüdüğüm coğrafyalar, gerek geniş aile yapısına sahip olmam, gerek yaptığım ticari işler (avcılık, atıcılık sporu, savunma sanayi, lojistik, bilişim, eğitim, dış ticaret, tekstil, emlak gayrimenkul, turizm, şirket danışmanlıkları) gerek ise kurucusu, başkanı veya başkan yardımcısı olduğum sivil toplum kuruluşları, geçmişte ve şimdi mensup olduğum siyasi partiler (Refah, Ak, Gelecek) sebebi ile 1993 yılından beri toplumda bilinen, takip edilen toplum önünde özel hayatı açık olan bir birey oldum.

Zaman hızla akıp giderken, çok fazla kayıplar, hüzünler de beraberinde geliyor değil mi?

Cuma İçten: Beynim mezar taşına dönmüş durumda;

Bahsettiğim hayatım çok yoğun siyasi ilişkilerin sosyal ilişkileri ile devam etti. Çocukluğumu yaşadığım topraklarda tanıdığım insanların 3/1’ni kaybettim (Allah rahmet etsin) beynimin içi “mezar taşlarına” dönmüş durumda (aynı coğrafyada yaşayan diğer dostlar gibi) birçoğu farklı ideolojilerin, terör örgütlerinin, kurbanı oldu. Her anlayışa her yaşam şekline sahip benden farklı düşünen dostlarım arkadaşlarım oldu, bazıları ile birlikte aynı safta mücadele içinde olduk olmaya da devam ediyoruz. Hayatım boyunca hiçbir bireyi inancından, etnik kökeninden, mezhebinden ve yaşam tarzından dolayı ötekileştirmedim, ötekileştiren her zihniyeti reddettim. Yetmedi, karşısında yer aldım. Hayatım boyunca da hukukun dışına çıkmadım, yakınlarımdan hiç kimsenin de hukuk dışına çıkmasına asla müsaade etmedim. Birinci derece akrabalarımın mevcut durumu bu ikrarımın ispatıdırlar. Ne inancımı ne siyasi partimi ne de sivil toplum kuruluşlarını bir TAKIM tutar gibi tutmadım, yanlış kimden gelirse gelsin hep karşısında oldum mücadele ettim, Siyaset yapmamın en önemli sebebi de budur. Her birey, her canlı bir değerdir, kıymetlidir ve benimle aynı, eşit, adil koşullarda yaşamalı. Kendim için gördüğüm her güzelliği de onlar için de gören bir ideolojiye sahibim.

Diyarbakır’da ortaokul lise yıllarında (1985-1991) ideolojilerin ve terör örgütlerinin arasında kaldık, PKK’nın propagandalarına her daim karşı çıkan tarafta yer aldık. O yıllarda bile PKK karşısında duran ve öldürülen arkadaşlarımız oldu, o yıllarda da iktidarların yanlışları eleştirenlerin cezaevinde ya da göz altında öldüklerine şahit olduk, mazlumların safında yer aldık, Milli Gençlik Vakfında yer alarak siyasal bir mücadele başlattık, amacımız yaşıtlarımızın PKK tarafından aldatılarak dağa çıkmalarına engel olmak değerlerine sahip bir gençlik oluşturmaktı. O yıllardan bu yaşıma kadar eminim ki yüzlerce gencin gerek PKK’ya gerek ise farklı terör örgütlerine katılmasını engellediğimi biliyor ve kurtardığımız her biri ile hala iletişim içindeyiz. Sadece PKK terör örgütü ile değil; Fetöcüler ve kendini Allah’ın askeri olarak niteleyenler ile de mücadelemiz oldu. Refah Partisi içinde muhalif seslerimiz olunca Ak Parti’ye, Ak Parti içerisinde muhalif seslerimiz olunca da Gelecek partisini kurarak geçtik.

Türkiye’nin her zaman gündeminde bir isim oldunuz, bu yoğunluğu nasıl kaldırabiliyorsunuz?

Cuma İçten: Hayatımız hep kovalamaca ve takipler içerisinde geçti geçiyor;

2010 yılında “Levent Ersöz” e yapılmak istenen bir suikastta, suikast yapmak isteyen kişinin cebinde çıkan listede ayrıca suikast yapılmak istenen kişilerin arasında ismim çıkmış ve hakkımda koruma kararı çıkarılmıştı, 2011’deki seçimlerde seçim büroları “PKK saldırılarına maruz kalan” ve bu saldırılara aşiret olarak karşılık veren tek siyasi kişi oldum. 2012 yılında PKK’nın yolumuza döşediği ve patlamayan 20 ton patlayıcı maddenin üzerinden geçtik, PKK silahlı kanadının yıllarca hedefinde ve takibinde, listesinde oldum, 16 yaşından beri 33 yıldır terör örgütlerin ve iktidarların hep markajında oldum, hep kovalamaca içinde geçen bir hayatı yaşadım, gözler hep üzerimde oldu.

Neden ok’lar hep üzerinizde oldu? Nelere maruz kaldınız?

Cuma İçten: Defalarca dinlendik;

2020 yılında iktidar “PKK terör örgütünü övme” suçlaması ile soruşturma açmış ve tarafıma takipsizlik verilmiştir.

1990 ve 2000 yıllarında, 2011 vekil olduğum sonra da yıllarda, 2015 milletvekillikten sonra da İktidarlar tarafından her daim onlarca defa teknik ve fiziki takibe maruz kaldım. İktidar iken bile FETÖ tarafından telefonları dinlenen ve örgütün markajında olan biriydim, o yıllarda terörist başına meclis kürsüsünde laf eden nadir iktidar milletvekillerindendim (Youtube’de ilgili videolar var) FETÖ tarafından hep takipte kaldım, milletvekilliği öncesinde ve sonrasında defalarca gözaltına alındım, onlarca defa “terörist ve suç örgütü üyesi” gibi savcılık soruşturmaları geçirdim bazı iftiralar dava konusu oldu hepsi takipsizlik ve beratla sonuçlandı ve iftira olduğu mahkemelerce belgelendi.

2019 Belediye seçimlerinde Ak Parti tarafından şahsıma Belediye başkan adaylığı teklifi edildi ve reddettim.

2019 yılında Sayın Davutoğlu ile görüşmelerim başlayınca iktidar tarafından hakkımda FETÖ soruşturması açıldı ve takipsizlik aldım. Kurucusu olduğum partiden istifa etmek kaydı ile şahsıma makamlar teklif edildi reddettim. İktidar teklifleri ret ettiğimi ve dik durduğumu anlayınca onlarca iftiralar yapılmasını körüklemiş bazı isimleri üzerime salmıştır ancak onlarda hukuk karşısında boşa çıkmıştır, ticari hayatım engellenmiş ve iş yapamaz hale getirildim. Muhalif kimliklerime rağmen iktidarlar tarafından baştan sona hukuki süreçler tamamlanmış ve 33 yıldır tek bir cezam yoktur adli sicilim tertemizdir Elhamdülillah.

Tüm bu yaşadıklarımı PKK, FETÖ, DHKP-C yanında Özal, Demirel, Çiller, Yılmaz ve Erdoğan zamanında oldu. Yani hem terör örgütlerinin kıskacında hem de iktidarın kıskacında yürütmeye çalıştığım siyasi hayatım ve kavgam oldu. (Aynı milletvekilliği bitikten 2015 yılından şimdiye kadar yürüttüğüm kavga gibi) Rabbin hep korudu kolladı sahip çıktı Elhamdülillah.  

Duruşunuz nasıl olacak?

Cuma İçten: Hep mazlumların yanında yer alacağız;

2014 yılında Fetö ile mücadele etmiş kamuoyuna yansıyan 64 maddelik bir bildiri yayınlamış DİCLE ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ FETÖ yapılanmasını (FETÖ’nün kandili Dicle Üniversitesi) deşifre etmiş ve bundan en çok Ak Parti içindeki bugün FETÖ karşıtı olanlar bana karşı çıkmıştı! 15 Temmuz darbe kalkışması benim haklı olduğumu ortaya çıkarmış ve öncesinde FETÖ’yü savunanlar sonrasında benden çok FETÖ karşıtı olmaya çalışmışlarıdır! FETÖ ile mücadelem milletvekilliğimin sonlanmasına yol açmıştır! Dün FETÖ ile ölümüne mücadele eden ben, bugün Ak Parti iktidarının FETÖ ile mücadele ederken oluşturduğu FETÖ’den mağdur olanların dertlerini dile getirmeye çalışıyorum. FETÖ’nün ne kadar tehlikeli olduğunu izah ettiğimde bana inanmayanlar mağdur olduklarında dertlerini bana anlatmaya geldiler! Elhamdülillah biliyorum ki, ilerleyen süreçte de bugün dediklerimizi ciddiye almayanları rabbim kapımıza getirecek.

Dünde mazlumların yanındaydım bugünde yarında bedeli ne olurda olsun olmaya devam edeceğim.

Zülüm kimden gelirse gelsin, zalim kim olursa olsun, her daim karşısında yer aldım almaya devam edeceğim, “zülüm benden gelmiş ise ben benden değilim” dedim. 2013 yılında çocuğu PKK’ye katılan ilk anne olan “Böçkün” ailesinin başlattığı protestoda yanında yer aldığımda benimle yerelde siyaset yapan diğer siyasiler alay etmişlerdi, sayı yükselene kadar yanlarında benden başka hiç kimse de yoktu! Diğer siyasilerde Ak Parti genel merkezi ne der? diye korkulara sahip uzun süre uzak durdular! o dönemde çoğalan ailelerin her eyleminde yer almış, yetmemiş bu aileleri (143 aile) kendi imkanlarım ile başbakan ve cumhurbaşkanı ile bir araya getirmiş biri olarak o dönemde yeterli desteği görmemiştim. (Şimdi ise nedenini daha iyi anlıyorum)

Ak Parti’den ayrılma gerekçemi 19 Eylül 2019 tarihinde bir manifesto ile paylaşmış sonraki aylarda GELECEK partisinin kurucusu olmuştum. Kavgamı bıraktığım yerde devam ettiriyorum. Takım tutar gibi parti ve adam tutmuyorum tutmayacağım. Dün yola çıktıklarının %90’ı şimdi Ak Partinin karşısında yer almamasına rağmen hala kendini doğru gören bir yapıyı da hayretle izliyorum. Allah bunları ıslah etsin.  (Bknz. Buraya kadar anlattığım her olay belgeli, şahitli ya da internette yazıları, videoları vardır)

Türkiye’nin en büyük sorunu nedir?

Cuma İçten: En büyük problem ADALET!

Tanıdığım yüzlerce donanımlı bilgili kaliteli insanlar ülkesini bırakıp gitmek zorunda kaldılar!

İktidar kendisi gibi düşünmeyen herkese kapı gösterdi ve ötekileştirdi!

Her kesimden sınıfta insanlar hakkındaki iddialara dayanarak mal varlıklarına el konulan veya tek bir ifadesi alınmadan memuriyetleri sona erenler, mahkemelerden berat edenler, ailesi dağılanlar, intihar edenler, haksız yere cezaevlerinde yıllarca kalıp pardon denilen on binlerce insan kitlesi oluştu!

Yargı süreci tamamen bitmeden on binlerce insan terörist, hain, hırsız, ahlaksız, dolandırıcı ilan edildi!

Hatta yüzlerce insan hakkında davası dahi olmadan bu iddialarda bulunuldu!

Yargının alanına müdahale edildi davaların savcıları siyasiler oldu, siyasi geçmişi olanlar savcı hakım vali kaymakam rektör oldular!

Ülkeyi ve insanlarımızı; yaşam tarzı ve siyasi parti üyeliklerine bakarak böldüler!

Tüm bunlar olurken ve yaşanırken zulme maruz kalanların sesi olması gerekenler ya sustu! ya da menfaatleri korkuları gereği iktidardan yana oldu!

İnanmadıkları bir duruşu sergilediler! Sergilemeye de devam ediyorlar!

Olumsuzlukları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cuma İçten: Yaşanan tüm olumsuzlukların üstü; DİN, BAYRAK, VATAN, DEVLET, MİLLET denilerek örtülmeye çalışıldı.

Terörist dedikleri ile kendileri görüşünce hoş gördüler, başkaları görüşünce de cezalar yağdırdılar!

Din iman dediler, değerlere küfredenler ile poz verdiler ortak oldular!

Dün birbirlerine küfrettiler bugün birlikte oluyorlar!

Terörist dediklerini seçime soktular! Yetmedi parti yardımı yaptılar! yetmedi teröristleri TRT’ye çıkardılar! Yetmedi hakkında kesinleşmiş karar olmadığı halde seçilmişleri görevden aldılar!

Ülkenin geldiği nokta nasıl?

Cuma İçten: Dün ne demişlerse bugün tersini yapıyorlar.

Eşlerini dostlarını akrabalarını el üstünde tuttular!

Devletin tüm imkânlarını emirlerine verdiler üçer beşer maaşlar verip makamlar dağıttılar!  

Liyakati bir kenara koydular!

Kendileri ülkeyi yönetince milli!

Milletin oyu ile makamlara gelenleri ise DIŞ GÜÇLERİN emrinde ve TERÖRİST ilan ettiler!

Hedefleriniz ve hayaliniz?

Cuma İçten: İşte tam da bu nedenler ile;

Ülkeme, milletime her türlü engellemelere rağmen hizmet etmeye devam etmeliyiz. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi cezaevinde hangi düşünceden dolayı yatar yatsın, hangi siyasi partinin üyesi olursa olsun, hangi yaşam şekline sahip olursa olsun; kalbi sevgiden hoş görüden muhabbetten kardeşlikten birlik ve beraberlikten vatan millet sevdasından geçen, adalete hukuka inanan, değerlere saygılı her bir bireye selam olsun.

Rahman’ın izni ve bahsettiğim düşüncelere sahip bireylerin mücadelesi ile; Adalet hâkim olacak hukuk işleyecek ve hep birlikte tekrar bir arada olacağız. (En doğrusunu Allah bilir)


Haberi Paylaş: https://guncelanaliz.com/?p=1946

Genel