CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Bu, vatana yapılmış en büyük ihanet!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Bu, vatana yapılmış en büyük ihanet!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci kez çalışma yemeğinde bir araya gelen siyasi parti genel başkanları olarak beş temel mesaj ortaya koyduklarını söylerken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Milli Ordumuza yapılan en büyük ihanetin, Tank-Palet Fabrikası’nın Katar’a satılması olduğunu vurgularken, konu ile alakalı şu cümleleri kullandı:

“Allah aşkına Katar aşkından derhal vazgeçin. Katar, Tank-Palet’i istedi onu verdin. Katar tank üretse, deriz ki onların teknoloji bilgileri yeterli, bizde de gelip tank üretecekler. Adamların tank üretmeleri mümkün değil ama ordudan alıp verdiniz. 2018’de tankımız olacaktı, 2022 ortada tank yok. Milli ordumuza yapılmış en büyük ihanettir. Arsalar, araziler verdiler. Bir devlet bu kadar pazarlanır mı? Burası ticarethane mi? Burası milli bir devlet. Bahçeli’nin ağrına gitmiyor bunlar. Benim milliyetçilik anlayışım onunki gibi değil. Bu ülkenin çıkarları üzerine benim milliyetçiliğim var. Irkçılık bağlamında değil.

2,5 MİLYON KÜÇÜKBAŞI KATAR’A GÖNDERDİNİZ, UCUZ ET YESİNLER DİYE

Borsa İstanbul’u da Katar’a verdiler. Son iki ay içinde 2,5 milyon küçükbaş hayvanı uçaklarla Katar’a ihraç ettiler. 2,5 milyon Katar’a gönderdiniz, ucuz et yesinler diye. Bize gelince yüzde 48 ete zam yaptılar. Adana’da bin 500 kasap kepenk indirdi ve eylem yaptı. Seslerini kestiler, televizyonlar bile doğru dürüst vermedi. Öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki kırmızı etle ilgili TÜİK kamuoyuna açıklama yapar. Son 25 aydır TÜİK kırmızı et ile ilgili hiçbir bilgi vermiyor.”

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şu şekilde:

“UMUDUMU HER SALI MUTLAKA DİLE GETİRİRİM:

Hepimiz huzur içinde, beraber, birlikte yaşamak istiyoruz. Bayrağımızın altında özgürce yaşamak istiyoruz. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği güzel bir Türkiye istiyoruz. Emin olun, her Salı bu umutlarla kürsüye çıkıyorum. Bu umudumu her Salı mutlaka dile getiririm. Çünkü buna ihtiyacımız var. Kucaklaşmaya, barışmaya, helalleşmeye ihtiyacımız var. Ayrılmaya, kavga etmeye, bölünmeye değil birlikte olmaya ihtiyacımız var. Birlikte olduğumuz zaman güç olacağız, saygınlığımız artacak. Bütün hedefim bunun üzerine inşa edilmiş vaziyette.

TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİ O ALTILI MASADA TEMSİL EDİLİYOR:

Bu hedef sadece benim hedefim değil. Bu hedef aynı zamanda Türkiye’nin büyük çoğunluğunu oluşturan Millet İttifakı’nın da hedefi. Altı lider ikinci kez bir araya geldik. Aslında toplumun bütün kesimleri orada temsil ediliyor. Siyasal olarak da toplumun bütün kesimleri o altılı masada temsil ediliyor.

PARLAMENTOYU YENİDEN HALKIN MECLİSİ HALİNE GETİRMEK İSTİYORUZ:

Devletin karar alma mekanizmalarının bir kişiye teslim edilmesinin getirdiği felaketi, olumsuzluğu hepimiz görüyoruz. Bunu sadece ben değil diğer liderler de görüyorlar. Türkiye’nin bu bataktan çıkması lazım. Türkiye’nin huzur içinde buradan çıkması lazım. Sadece benim değil Millet İttifakı’nı oluşturan liderlerin de ana hedefi bu. Parlamentoyu işlevsiz hale getirdiler ama biz parlamentoyu yeniden halkın Meclis’i haline getirmek istiyoruz. Bir kişinin emir ve talimatıyla hareket eden bir TBMM değil, milletin iradesiyle hareket eden ve milletin sorunlarına çözüm üreten bir parlamentoyu yeniden inşa etmek istiyoruz. Kutuplaşmayı değil, beraber olmayı, birlikte olmayı hedefliyoruz.

GEÇİŞ SÜRECİNİN YOL HARİTASINI BELİRLEMEK…:

Bir bildiri yayınladık. O bildiride 5 temel mesaj var. Bu 5 temel mesajı sevgili yurttaşlarımla paylaşmak isterim. Birincisi, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasını belirlemek üzere bir çalışma grubu oluşturduk. Güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi anladığımızı anlattık, bununla ilgili metni kamuoyuyla paylaştık, bu ülkenin insanları oturdular, konuştular, tartıştılar, şimdi bu hedeflere hangi yol haritası ile ulaşacağız bunun çalışmasını yapacağız.

KANUN, İSTEDİĞİNİZ GİBİ DEĞİŞTİRİN, GÖNDERECEĞİZ:

İkincisi, birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan Seçim Kanunu teklifi üzerinde de görüştük. Bugün görüşülecek. O konudaki görüşümüzü, metinden aynen okumak isterim; ‘Milletimizin bilmesini isteriz ki demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz, bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İşbirliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.’ Bu önemli bir irade beyanı. Yani hangi kanunu getirirlerse getirsin, koltuğu korumak için efendim, şöyle değişiklik yapalım, böyle değişiklik yapalım… Anlamadıkları bir şey var, bu millet kararını verdi zaten. Bu millet, bütün acıları sinesine çekti zaten. Bu millet, 21’inci yüzyılda açlığı, yoksulluğu yeniden yaşıyor ve yaşamaya da devam ediyor. Bu ortamı bizim önümüze koyanları gayet iyi biliyor. Sizi gönderecek kardeşim. İradesiyle sizi gönderecek. Sandıkta, demokratik yollarla sizi gönderecek. Kanun, istediğiniz gibi değiştirin, göndereceğiz. Türkiye’nin huzura, beraberliğe, birliğe ihtiyacı var.

SANDIK, SEÇİM GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYACAĞIZ:

Öte yandan, hangi şartlarda olursa olsun milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma grubu daha oluşturduk. Bunların ne yapacağını biliyoruz. Her türlü dalavere, üç kâğıt bunların işi. Bunları da biliyoruz. Bizim görevimiz de mademki bunları biliyoruz, önlemini alacağız. Altı lider bu konuda anlaştık. Sandık, seçim güvenliğini sağlayacağız.

UMUTLARIMIZ VE İNANCIMIZ SORUNLARI AŞACAKTIR:

Dördüncü konu; şu çağrıyı yaptık. Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz. Bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür diyoruz. Umutlarımız ve inancımız sorunları aşacaktır.

HİÇBİRİMİZ ADALETSİZLİĞİ SAVUNMADIK, ADALETSİZLİĞİ SAVUNANLARIN DA YANINDA OLMADIK:

Beşincisi, hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır ve refah standardına ulaştırmaktır. Temel hedefimiz de bu zaten. Bizim hiçbirimizin bireysel bir beklentisi yok. Bizim beklentimiz vatandaşın huzur içinde yaşaması. Biz devletin hazinesine el uzatma gibi bir niyet asla ve asla taşımadık ve taşımıyoruz. Ama devletin hazinesine el uzatanları da oturup hep birlikte hesabını soracağız, milletin iradesi ile. Hiçbirimiz adaletsizliği savunmadık, adaletsizliği savunanların da yanında olmadık. Hiçbirimiz tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedik, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmemeye de kararlıyız.

LONDRA’DAKİ BİR AVUÇ TEFECİYE HİZMET ETMEYECEĞİZ:

Bizler, altı lider, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet etmeyeceğiz. Bizim hizmet edeceğimiz tek alan var, TBMM’nin hedefiyle, amacıyla 84 milyona hizmet etmektir. 84 milyona hizmet edeceğiz. Altı liderin ortaya koyduğu gerçek bu, hedef bu. İnşallah daha güzel bir süreci hep beraber yaşayacağız.

BAKAN ONAYLAMAZSA İŞLERİNE SON VERİLİYOR:

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan bir grup arkadaşımız ulaştılar. Ek ders karşılığı çalışanlar bunlar. Aslında öyle ders falan yok ama bunlar bu isim adı altında görev yapıyorlar. Bunların içinde sosyologlar, öğretmenler, psikologlar, hemşireler var. Diğer memurlar gibi görev yapıyorlar. İş güvenlikleri yok. Bakan onaylamazsa işlerine son veriliyor. Kadrolu çalışanlarla aynı görevi yapıyorsunuz ama güvenceniz yok bunun düzelmesi lazım.

21’İNCİ YÜZ YILIN ÇAĞDAŞ KÖLESİ GİBİ ÇALIŞTIRIYORLAR:

Tam zamanlı çalışıyorlar. Yıllık izinleri, analık, süt, evlilik izinleri yok. İzin hakları öyle bir noktadaki doğum yapıyorsa bir kadın işine son veriliyor. Aynı sürede çalışıyorlar, aynı işleri yapıyorlar aldıkları aylık son derece düşük. Kadrolu personelle birlikte bunlar da sahaya çıkıyorlar. Onlar yolluk alıyorlar, bunlara yolluk verilmiyor. Bunları 21’inci yüz yılın çağdaş kölesi gibi çalıştırıyorlar. Dramatik olan, bunun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı içerisinde olması. Aile Bakanlığı aileyi korumuyor. Hiç meraklanmayın az kaldı sandık gelecek. Aynı işi yapıyorsanız aynı aylığı alacaksınız.

DEVLETİ YÖNETENLER, DEVLETİ ADALETLE YÖNETSİNLER:

Bunların sosyal devletten de haberi yok. Devletin sosyal olması gerektiğini, devletin fakir fukaraya yardım etmesi gerektiğini, gelir dağılımının dengeli olması gerektiğini, hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesi gerektiğini devleti yönetenlerin bilmesi gerekiyor. Devleti yönetenler, devleti adaletle yönetsinler. Geliri hakça bölüşsünler. Kimseyi aç ve açıkta bırakmasınlar. İşsizliğe mahkum etmesinler kimseyi.

ÖNERİLERİMDE YANLIŞ VARSA AÇIN TELEFONU ‘BU ÖNERİ YANLIŞTIR’ DEYİN:

Hep diyorlar ya, ‘CHP hep eleştiriyor hiç öneri getirmiyor’ diye. Bu sefer beş tavsiyem olacak. Türkiye Cumhuriyeti’ni tek bir kişi yönetiyor. TBMM, mahkemeler dahil hiçbir kurumun esamisi okunmuyor. Bütün yetkiler bir kişide toplanmış. Ve o kişi Türkiye’yi bir sorunlar yumağı içine sürükledi. Bugün bu sorunu hep beraber yaşıyoruz. Nasıl çıkacağız? Beş tavsiyem olacak. AK Parti’ye, MHP’ye oy veren kardeşlerim, size de özellikle sesleniyorum. Benim önerilerimde yanlış varsa açın telefonu, bu öneri yanlıştır deyin.

DEVLET MACERA İLE YÖNETİLMEZ:

Birinci tavsiyem şu; maceracı para ve kur politikalarından vazgeçin. Devlet macera ile yönetilmez. Ben doları şu kadar yaptım, ben kuru şöyle yaptım. Bu anlayışla devlet yönetilmez. Devlet, akıl, bilgi, birikim, liyakatle yönetilir. Siz devletin Merkez Bankası’na arkeolog atarsanız, o devlette liyakat yok demektir.

LAF ARAMIZDA DAMAT YENİ BİR KİTAP ÇIKARMIŞ:

128 milyar dolar gitti, nereye gitti bilen yok. Laf aramızda damat yeni bir kitap çıkarmış. Baktım kitaba, ‘128 milyar dolar var mı?’ Tık yok. O kitapta da tık yok. Hala nereye gittiğini kimse bilmiyor. Maceracılık budur, bedeli ağırdır. 128 milyar dolar buharlaşacak ya. Dile kolay ya. Yeni bir Türkiye inşa edersiniz 128 milyar dolarla. Eylül ayında dolar 8 liraydı şimdi 15 liraya dayandı. Maceracı, öngörüsüz politika sizi buraya getirir.

EKSİ 45.3 MİLYAR DOLAR MERKEZ BANKASI’NIN REZERVİ:

Merkez Bankası’nın kasasına baktım bu sabah, tekrar. 18 Mart itibariyle Merkez Bankası’nın sahip olduğu bir senti bile yok. Borç paralar var. Eksi 45,3 milyar dolar Merkez Bankası’nın rezervi. Maceracı bir politika ile devleti yönetmeye kalkarsanız para kur politikasını bunun üzerine inşa ederseniz bunun kaybı ağır olur.

LAF ARAMIZDA BAHÇELİ’NİN HİÇ AĞRINA GİTMİYOR:

Şimdi borç para almak için Körfez ülkelerine tura çıkıyoruz. Yalvarıyor, yakarıyoruz. Boğun eğiyoruz. İkiye katlanıyoruz. ‘Ne olursun, bana borç para ver’ diye. Milli Kurtuluş Savaşı’nı veren bir ülkenin yönetimi borç para için gidip boyun eğer mi, gerdan kırar mı? Benim ağrıma gidiyor. Laf aramızda Bahçeli’nin hiç ağrına gitmiyor. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşıyoruz, kendi vatandaşımızdan dolarla borçlanıyoruz. Çünkü vatandaş bana güvenmiyor. Maceracı para politikasının Türkiye’yi getirdiği hal budur. Benim bu tavsiyemde yanlışlık, kusur, eksiklik varsa; rahatlıkla söyleyebilirler. Cesaret ederlerse televizyona çıkmaya da hazırım. Millet de bizi dinler. Cesaret eder mi edemezler.

KUR KORUMALI MEVDUATA DERHAL SON VERİN:

İkinci tavsiyem, kur korumalı mevduata derhal son verin. Ya Türkiye’yi felakete sürüklüyorsunuz. Akılla, mantıkla bağdaşır bir uygulama değildir. Fakirden alıp zengine veriyorsunuz. Dövizi sabit tutamıyorsun. Kur korumalı mevduata, 3 ay için ödenen faiz yüzde 17,75. Devletin kesesinden çıkan, bankalar hariç onlara ayrıca veriyoruz. Yıllık yüzde 92.

YÜZDE 92 FAİZİN NERESİNDE DİN VAR, İMAN VAR, KUR’AN VAR KARDEŞİM?:

Şimdi ben AK Parti’li kardeşlerime şunu sormaz mıyım? Nas dediler, din dediler Kuran dediler iman dediler. Peki yüzde 92 faizin neresinde din var, iman var, Kuran var kardeşim? Neresinde? Faiz veriyorsunuz yüzde 92.0 vergi, vergi almıyorsunuz. Beyefendi çıkmış, çocuk bezinden vergiyi indiriyorum diyor. Çocuk bezinden indirdin, asıl bunlardan indireceksin. Asıl bunlardan vergi alacaksın. Yüzde 92 faiz veriyorsun, bir de diyorsun senden vergi almayacağım. Faizi nereden ödüyorsun? Çocuk bezi, simit alan, çay içen, dolmuşa, minibüse binen insanların ödedikleri vergileri alıp bir avuç kişiye veriyorsun. B u mudur adalet ya? Ben haklı mıyım, haksız mıyım? Ben AK Partililere ve MHP’lilere sormak isterim, onların yöneticilerine, onların bakanlarına sormak isterim. Yüzde 92 faiz veriyorsunuz, nas diyordunuz. Ne oldu da nas birdenbire pas oldu?

PANDEMİ DÖNEMİNDE YAPTIKLARI KARŞILIKSIZ YARDIMI VERGİLİYORLAR:

Daha dramatik olanı pandemi döneminde çiftçilere karşılıksız para verdiler, hepimiz de alkışladık. Küçük para verdiler. Şimdi pandemi döneminde yaptıkları karşılıksız yardımı vergiliyorlar. Karşılıksız yardım aldınız bunun vergisini vereceksiniz. Yüzde 92 faiz alan hiç vergi ödemeyecek. Yetimin hakkını korumak istiyorsan yüzde 92 faiz verdiğin adamın gelirini vergileyeceksin. Üstelik daha ağır vergileyeceksin. Emek mi harcadı, çaba mı gösterdi, alın teri mi döktü, toprağı mı ekti, esnaf dükkanını mı açtı, lokantasını mı çalıştırdı? Hayır elinde bir bardak viski köşesine oturmuş, keyfi yerinde. Bankaya veriyor parayı yüzde 92 faiz alıyor, üstelik dolar, faiz garantili. Krallar gibi yaşıyor. Hizmet eden kim? Din, iman edebiyatı yapan kişi de ona hizmet ediyor. Ağırıma giden bu.

HER ŞEYİ BEN Mİ KONUŞMAK ZORUNDAYIM?:

Bu ülkenin ilahiyatçılarına da sesleniyorum. Her şeyi ben mi konuşmak zorundayım? Sizin konuşmaya hakkınız var. Niye konuşmuyorsunuz kardeşim? Niye sessizliğinizi koruyorsunuz? Fakirden alıp tefeciye hizmet eden bir uygulama yanlıştır. Tavsiyem süratli bir şekilde bunu düzeltsinler.

VALLAHİ DE KAPI GİBİ DURURUZ:

Üçüncü tavsiyem; Hazine’yi ölçüsüz yük altına sokan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) tam bir soygun düzeni. Derhal bunu Türk lirasına çevir kardeşim. Zorlanıyorsan çıkıp şunu dersin, ‘ben bunu yapıyorum CHP de benim arkamda duracak.’ Vallahi de kapı gibi dururuz. Çünkü biz ‘beşli çeteye’ değil, 84 milyona hizmet etmek istiyoruz. Sen kararını 84 milyondan yana al sana her türlü desteği veririz.

BAHÇELİ’NİN AĞRINA GİTMİYOR BUNLAR:

Dördüncü tavsiyem; Allah aşkına Katar aşkından derhal vazgeçin. Katar, Tank-Palet’i istedi onu verdin. Katar tank üretse, deriz ki onların teknoloji bilgileri yeterli, bizde de gelip tank üretecekler. Adamların tank üretmeleri mümkün değil ama ordudan alıp verdiniz. 2018’de tankımız olacaktı, 2022 ortada tank yok. Milli ordumuza yapılmış en büyük ihanettir. Arsalar, araziler verdiler. Bir devlet bu kadar pazarlanır mı? Burası ticarethane mi? Burası milli bir devlet. Bahçeli’nin ağrına gitmiyor bunlar. Benim milliyetçilik anlayışım onunki gibi değil. Bu ülkenin çıkarları üzerine benim milliyetçiliğim var. Irkçılık bağlamında değil.

2,5 MİLYON KÜÇÜKBAŞI KATAR’A GÖNDERDİNİZ, UCUZ ET YESİNLER DİYE:

Borsa İstanbul’u da Katar’a verdiler. Son iki ay içinde 2,5 milyon küçükbaş hayvanı uçaklarla Katar’a ihraç ettiler. 2,5 milyon Katar’a gönderdiniz, ucuz et yesinler diye. Bize gelince yüzde 48 ete zam yaptılar. Adana’da bin 500 kasap kepenk indirdi ve eylem yaptı. Seslerini kestiler, televizyonlar bile doğru dürüst vermedi. Öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki kırmızı etle ilgili TÜİK kamuoyuna açıklama yapar. Son 25 aydır TÜİK kırmızı et ile ilgili hiçbir bilgi vermiyor.

DUA EDİYORUZ GEMİLER GELSİN DİYE:

Beşinci tavsiyem; tarımda ve enerjide Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiler. Şimdi hep beraber yağmur duasına çıkar gibi, ‘Allah’ım şu gemiler, yağlar gelsin de millet yağ alsın.’ Böyle bir tablo Türkiye’de yaşandı mı? Türkiye bu noktaya nasıl geldi? Dua ediyoruz gemiler gelsin diye. Şeker karaborsaya düştü. Benim bildiğim şekerin kara borsaya düşmesi İkinci Dünya Harbi’nde, olmuşsa olmuştur. Nasıl oluyor şeker kara borsası oluyor? Çiftçiye 211 milyar lira alacağını ödeyeceksin kardeşim.

DİYARBAKIR, BATMAN, MARDİN, SİİRT VE ŞIRNAK’A ÇİFTÇİLERE ELEKTRİĞİ TAMAMEN BEDAVA VERECEĞİZ:

Şanlıurfa’da gittim ve dedim ki ‘Türkiye’yi enerji bağımlılığından kurtaracağız. Buraya güneş tarlaları oluşturacağız, çiftçilere de elektriği bedava vereceğiz’ dedim. Hala sözümün arkasındayım. Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak’a çiftçilere Allah nasip ederse iktidar olduğumuzda elektriği tamamen bedava vereceğiz.”


Haberi Paylaş: https://guncelanaliz.com/?p=579

,
Gündem, Türkiye