Selçuk Yavuz: İletişimde Başarı, İlk 7 Saniyede Atılan Doğru Adımlarla Başlıyor

İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, bireyler arasındaki iletişimin yalnızca sözcüklerden ibaret olmadığını, insanların karşılaştıkları kişiler hakkında ilk değerlendirmelerini çoğu zaman henüz konuşma başlamadan, saniyeler içerisinde oluşturduğunu belirterek, özellikle ilk 7 saniyelik sürecin hem sosyal yaşamda hem de iş dünyasında kurulacak iletişimin yönünü belirleyen en kritik aşamalardan biri olduğunu, bu kısa zaman diliminde oluşan algının ise büyük ölçüde bilinçli bir analizden değil, beynin otomatik olarak gerçekleştirdiği değerlendirme mekanizmasından kaynaklandığını ifade etti.

İletişimin temelinde sözlü ifadeler kadar hatta birçok durumda onlardan daha güçlü bir etkiye sahip olan beden dilinin yer aldığını dile getiren Selçuk Yavuz, bireyin sergilediği jestlerin, mimiklerin, duruş biçiminin, el hareketlerinin ve göz temasının karşı tarafta güven, samimiyet, özgüven ve profesyonellik algısını doğrudan şekillendirdiğini, bu nedenle ilk karşılaşmalarda kullanılan beden dilinin çoğu zaman söylenen cümlelerden daha kalıcı bir iz bıraktığını belirtti.

Kapalı beden dili olarak tanımlanan, kolların göğüste birleştirilmesi, omuzların düşük tutulması, sürekli yere bakılması ya da kişinin kendisini geri çektiği izlenimi oluşturan davranışların iletişim kurulan kişide mesafe, çekingenlik ve güvensizlik hissi oluşturabildiğini ifade eden İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, buna karşılık açık, rahat ve dengeli bir duruş sergileyen, karşısındaki kişiye doğal bir gülümsemeyle yaklaşan ve kontrollü beden hareketleri kullanan bireylerin çok daha güvenilir, ulaşılabilir ve samimi olarak algılandığını, bunun da iletişimin daha sağlıklı ilerlemesine önemli katkı sağladığını söyledi.

Beden duruşunun yalnızca fiziksel bir görünüm değil, aynı zamanda kişinin özgüven düzeyini yansıtan önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Selçuk Selçuk Yavuz, dik ve dengeli bir postür sergileyen bireylerin hem ilk izlenimde hem de iletişimin ilerleyen aşamalarında daha olumlu değerlendirilme eğiliminde olduğunu belirtirken, göz temasının ise güven oluşturan en önemli iletişim araçlarından biri olduğunu, ancak bu temasın ne sürekli rahatsız edici düzeyde yoğun ne de ilgisiz bir izlenim oluşturacak kadar zayıf olması gerektiğini, doğal ve dengeli kurulan göz temasının karşı tarafa “Seni dinliyorum, sana değer veriyorum ve seninle iletişim kurmak istiyorum” mesajını verdiğini ifade etti.

İletişimde “ayna etkisi” olarak bilinen ve bireylerin karşısındaki kişinin jest, mimik, konuşma temposu ya da beden hareketlerini tamamen fark ettirmeden doğal bir akış içerisinde uyumlu şekilde yansıtmasını ifade eden tekniğin kişiler arasında empati kurulmasını kolaylaştırdığını söyleyen Selçuk Yavuz, bu yöntemin samimi ve kontrollü şekilde uygulandığında taraflar arasında güçlü bir bağ oluşmasına katkı sunduğunu, ancak yapay, abartılı veya bilinçsiz biçimde uygulanmasının ise tam tersine güven kaybına ve iletişim kopukluğuna neden olabileceğini dile getirdi.

Etkili iletişimin temelinde doğallığın ve samimiyetin bulunduğunu vurgulayan İletişim Uzmanı Selçuk Yavuz, insanların yapmacık tavırları ve rol yapma çabasını çok kısa süre içerisinde fark edebildiğini belirterek, ilk izlenimin çoğu zaman uzun yıllar boyunca değişmeyen güçlü bir algı oluşturduğunu, bu nedenle hem sosyal ilişkilerde hem de kurumsal yaşamda bireylerin beden dili farkındalığını geliştirmelerinin, doğru göz teması kurmalarının, dengeli bir duruş sergilemelerinin ve iletişimde doğal davranmalarının, kendilerini daha doğru ifade etmelerine, güven kazanmalarına ve uzun vadede çok daha güçlü ilişkiler inşa etmelerine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.